[blogdescription]

✍️ Öğr. Gör. Muhammed el-Hariri

Evet. Yüce Allah’ın “﴾وَلَا تَجَسَّسُوا﴿ (Casusluk yapmayın)” buyruğuyla gözetleme ve araştırma yasaklanmıştır. Böylece insanların mahremiyetine saygı göstermek, emir ve yasaklar anlamında Allah’ın sınırlarından biri sayılır. Başkalarının özel alanına giren kimse çoğu zaman hoşlanmayacağı şeylerle karşılaşır; çünkü zorla elde edilen sırlar, kişinin hakikatini ortaya koymaz, aksine örtülü kalması gereken şeyleri açığa çıkarır. İşte izinsiz müdahale böyledir: hakikati göstermez, geçici bir anı ifşa eder. Kapalı kapıların ardındaki her şey sana ait değildir ve yüzüne kapanmış her pencereyi açma hakkın yoktur. Bu yüzden şöyle denmiştir: “İnsanların defterlerini kurcalayan, hoşuna gitmeyen şeyler bulur.”

Araştırma ve merak, kalbi yaralayan şeylere sürükler. Merak, insanı ilgilendirmeyen şeylere bağlayan bir aldanıştır; bu yüzden araştırma ve kurcalamadan uzak dur ki pişman olmayasın. Allah sana bir insanın örtüsünü göstermişse, onu ifşa etme; çünkü bu senin için bir imtihandır: dilini tutacak mısın? Allah Settâr’dır, örtmeyi sever. Allah’ın kendisine gösterdiği bir örtüyü yırtan kimsenin ayıplarını Allah da araştırır ve onu, başkasını ifşa ettiği gibi ifşa eder.

Aile içinde bu mesele daha da belirginleşir; zira dikkat ve özen sınırı aşınca gözetlemeye dönüşür. Nice baba vardır ki koruduğunu zannederken merakıyla incitir; nice anne vardır ki ıslah etmek isterken korkusuyla manayı bozar. İyi niyet, haram olan bir yolu meşru kılmaz; güzel bir anlamı yanlış bir yöntemle zayi etmemek gerekir. Aileyi korumak, sırlarını ihlal etmekle ya da gözü hataları kollayan bir bekçi kılmakla olmaz. Bu yola giren kimse endişe ve sıkıntıyla kuşatılır; işi başkalarını gözetlemek olur ki bu başlı başına karanlık bir yoldur.

Oğlunun mesajlarını gizlice takip eden bir baba, onu koruduğunu sanabilir; fakat kalbinin hakikatini yansıtmayan geçici bir duruma rastlayabilir. Kızının çekmecelerini korkuyla karıştıran bir anne, kendisini kaygılandıran şeyler görebilir; oysa sabredip sorsaydı daha yumuşak ve daha hikmetli olurdu. Biz ancak zahire göre hükmeder, gizli olanı Allah’a havale ederiz. Özen ya da korku bahanesiyle mahremiyete girilmesi, hakikatleri şüpheyle boyar ve gerçek anlamını çarpıtır. İyi bir amaç, haram bir yöntemi meşrulaştırmaz; nasihat ise dolaylı ve yumuşak bir şekilde sunulduğunda etkisi daha kalıcı olur.

İnsanlar da evleri gibidir: çalınacak kapıları, saygı duyulacak sınırları ve ancak izinle girilecek makamları vardır. Başkasına ait olana izinsiz giren, katlanamayacağı şeyler görür ve taşıyamayacağı yükleri sırtlanır. Başkalarının sınırlarını koruyan ise kalbini kötü zandan muhafaza eder ve faydasız yüklerin ağırlığından kurtulur.

Seni ilgilendirmeyeni terk et ki kalbin selamette olsun.
Zira merak, özen kılığına bürünmüş bir çirkinliktir. Başkalarının sınırlarını aşan, önce kendini kaybeder; hakkı kapısından istemeyen ise yolu şaşırır ve kaybolur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir